Browsed by
Kategori: kitap

Orada Bir Yerde – Engin Türkgeldi

Orada Bir Yerde – Engin Türkgeldi

“Çenemde demir halatlar vardı sanki, tek tek, yavaş yavaş koptuklarını duyuyordum. Üzerimdeki adamın ağırlığından nefesim bağırmaya yetmiyordu. Cansız bir inleme sürünerek ancak çıktı ağzımdan. Pas tadı geliyordu belli belirsiz. En sonunda bir çatırtı duydum, çene kemiğim parçalanmıştı sanki. İçimde bir boşluk hissettim.”

Bir Kutu Kitap oluşumu aracılığyla elime geçen bir kitap Orada Bir Yerde. Bir öykü kitabı. Engin Türkgeldi daha önceden dergilerde ve internette yayınlamış kikayelerini. Bu ise ilk basılı kitabı. Değişik düşündüren hikayeleri var. Küçük bir mola verip shot almak gibi birşey oldu benim için.

Güzellikle ilgili yazığı şu kısım hoşuma gitti. Sonrasında da bir heykeltraşın hayatından örnek veriyor. Öykü içinde de bu konuyu bir cinayetle bağdaştırabilmesi çok enteresandı.

Alladola

Aralık 2017, Abu Dabi

Yolların Başlangıcı – Amin Maalouf

Yolların Başlangıcı – Amin Maalouf

Yolların Başlangıcı sürgündeki yazar Maalouf’un tek yurduna, ailesine adadığı bir aşk şarkısı…

Maalouf’un kitaplarını her zaman çok severek okudum.. Semerkant, Afrikalı Leo, Doğunun Limaları, Doğudan Uzakta… hepsi birbirinden etkileyici hikayelerdi. Özellikle de doğuda yaşanmış olan savaş ve bu durumun ordaki insanların hayatına olan farklı etkilerinin hikayelerin arasında aktarmasını çok severim.

Yolların Başlangıcı’nda ise yazar kendi aile hayatını üçüncü kişi ağzıyla aktarıyor. Maalouf’un dedesi Butros’un idealistliği, başarıları ve içten içe kendini kemiren etrafındaki insanlardan, Osmanlı İmparatorluğundan veya Fransız sömürgesinden kaynaklanan hayal kırıklıkları.. Maalouf’un kaybolup yitmiş aile tarihini derinlemesini araştırması, yazışmalara dayanarak kurduğu olay örgüsü, Beyrut’tan Küba’ya bu uzak şehirleri birleştiren göçebe ruhu sadece kendi ailesini geçmişini aydınlatmıyor, yakın geçmişimizdeki insanlığa, değişimlere de ışık tutuyor.

Butros’un notlarını derleyip düzenli bir şekilde tuttuğu not defterinde çok çarpıcı yorumlar var. Butros sadece bir eğitimci de değil, şiirler yazıyor, yeri geldiğinde konuşmalar yapıyor. Son zamanlarda kendi kendime düşündüğüm, tartıştığım, kabullenmekte zorlandığım konuyla ilgili şu iki şiiri not etmeden geçemeyeceğim. Umarım sizler de beğenirsiniz.

Enteresan bir nokta ise çevirmenler: kitabın yarısını Samih Rifat, diğer yarısını ise Aykut Derman çevirmiş. Ve ben dilde herhangi bir değişiklik hissetmedim. Çok başarılı..

Diğer kitapları gibi Yolların Başlangıcı da çok etkileyiciydi, kesinlikle tavsiye ederim.

alladola..

Aralık 2017, Abu Dabi

Benim Adım Kırmızı – Orhan Pamuk

Benim Adım Kırmızı – Orhan Pamuk

Orhan Pamuk kitaplarını genel olarak severim (arada gereksiz olduğunu düşündüklerim olsa da.) Ama dilinin ağır olduğunu da itiraf etmeliyim. Kitaba kendinizi kaptırabilmeniz için epey bi zorlayıp bölümlerde ilerlemeniz gerekir. Bunu bir tek Kafamda Bir Tuhaflık adlı eserinde yaşamadım, o da muhtemelen İstanbul’u anlatmasından.. 🙂

Keza Benim Adım Kırmızı’da da aynı şeyi yaşadım. Dilinin ağırlığı, cümlelerin uzunluğu (43 satırdan oluşan cümlesi var, üşenmedim saydım.) , her bölümde farklı karakterlerin ağzından başta birbiri ile eşleştirmekte zorlandığım bölümleri kitabı yarıda bırakıp bırakmama konusunda gidip gelmeme sebep olsa da inat ettim 🙂 iyi ki de öyle yapmışım. Başta okumak ne kadar zor olduysa sonra da elimden bırakmak öyle oldu.

Kitapta Şeküre, Kara, Üstat Osman, Enişte, Ester, Zeytin, Kelebek, Leylek, Zarif gibi baş karakterler var. Her bir karakter, eşya hatta ölüler bile kendi ağızlarından hikayeyi anlatıyorlar. Tabii ki Orhan adlı bir karakter de var, yazar tarihi romanında o dönemki detayları anlatırken bir yandan da aslında kendi adıyla bir karakter bulundurup kendi yaşadıklarını ve zevklerini de bu romana yansıtıyor.

Kitabın içinde o kadar detay var ki.. Özellikle 12-17.yy lar arasında yapılmış olan resimler/minyatürler, bunların işçiliği, her birisinin ayrı bir hikayesi ve anlamı.. Osmanlıda resim işlemenin dini etkilerden dolayı tamamen illüstratif olması yani sadece yaşanmış bir durumu hikaye etmesi, ve ustalığın çizilen karakterlerin ve sahnelerin birbirine benzemesi ile ölçülmesi (şahsi bir tarz kesinlikle yok).. Resim yapmanın Avrupa etkisi ile Osmanlı’daki değişim çabaları ve o dönemki nakkaşların ve hocaların bu değişimi nasıl karşıladıkları ya da tepki gösterdikleri.. Çok ciddi bir emek olduğu belli. Yazarın son sözü kısmını da okuduktan sonra bir kere daha takdir ettim Orhan Pamuk’u doğrusu.

Kitapta en çok hoşuma giden kısımlardan birisi de aşağıda. Üstat Osman ve Kara, Topkapı Sarayı’ndaki Hazine Odası’nda bir iz peşindeler. Padişaha ait tüm kitaplardaki resimlere bakacaklar. Kitapları sorduğunda aldığı yanıttan ne kadar geniş bir kütüphane olduğunu anlayabiliyoruz, mest oldum doğrusu..

Bu da Bozburun’da geçirdiğim iki günlük kısa tatilimden. Bu manzarada bu keyifli kitabı okumak gibisi var mı ? 🙂

Sabırlı birisi iseniz ve tarihi romanları okumaktan zevk alıyorsanız bu kitabı da seveceğinize eminim.

 

Sevgiler, alladola

Eylül 2017

Parfümün Dansı – Tom Robbins

Parfümün Dansı – Tom Robbins

“Pancar, sebzelerin en keskinidir. Turp, elbette ki daha ateşlidir ama turpun ateşi soğuk bir ateştir. Hoşnutsuzluğun ateşidir yoksa ihtirasın değil. Domates doğrusu şehvetlidir. Fakat onda da bir sualtı akıntısı halinde uçarılığı, havailiği sezersiniz hep. Pancarlar ise korkunç ciddidir.”
diye başlıyor Parfümün Dansı ve bu girişi pancarla ilgili devam ediyor. Normalde çok tükettiğimiz bir sebze değildir pancar (gerçi ben turşusunu çok severim 🙂 ve yurt dışında bizden daha çok kullanılıyor, salatalarda vs.) Alla alla nedir bu pancarın olayı dedirtti bana. Okudukça esrarengiz bir biçimde kitap boyunca bu pancara değinildiğini göreceksiniz.

Pancarla giriş yaptım ben de ama Tom Robbins, Doğu’nun aşka, doğaya ve Batı’nın mantık ve bireyselciliğe dayalı hayata bakış açısını ve yeni dünya dediğimiz günümüzdeki başarı ve para odaklı hayatı çok güzel hikayelendirmiş.

Bir de Pan var. Kitabın kapağında şekillendirilmiş Tanrı. Dinlerin ortaya çıkışıyla birlikte kendi inandığı dans, müzik ve aşkın yavaş yavaş doğru ve yanlış, sevap ve günah gibi kavramlarla değişmesi ve gücünü kaybedişi..

Bir çırpıda okuduğum kitaplardan birisi oldu. Kesinlikle tavsiye ederim.

Sevgiler, alladola

Eylül 2017

Yakup’un Renkleri – Lindsay Hawdon

Yakup’un Renkleri – Lindsay Hawdon

Yakup (Jakob) bir çingene çocuğu, yarı roman, yarı yeniş… 

———————

II. Dünya Savaşı, Nazi’ler ve Yahudi kampları  ile ilgili farklı kitaplar okudum daha önce,  hepsini çok beğendim, ve hepsinden çok da etkilendim. Her seferinde Terezin’de bulunduğum an aklıma gelir: o karanlık odada 10-15 sn kalışım ve nefes bile alamayışım, ölüm tünelinden yürüyüşüm, orda yaşamış insanların kıyafetleri, tas tabakları vs.. 

Lindsay’in bu kitabını da aynı şekilde etkileneceğimi bilerek elime aldım. Ancak bu kitap daha farklı diğerlerine göre. Yapılan katliamı teker teker anlatmamış; Yakup ve ailesinin hayat hikayesini anlatırken çok güzel değinmiş hayatlarının nasıl değiştirdiğine, nasıl savrulduklarına.. Ayrıca çingeneler için yapılanları da bu kitap sayesinde öğrendim, benim cahilliğim sadece yahudi ırkı için bir katliam diye biliyordum.

Kitaba gelince… Yakup koşuyor, renkleri görmek için, umut için, belki de yaşadıklarından kaçmak için.. 10 yaşında bile değil ama kitabın sonuna doğru yaşadıklarını öğrendiğinizde şaşıp kalıyorsunuz.. çok etkileyici ve kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap.

Kitap

Kitap

Orada Bir Yerde – Engin Türkgeldi
“Çenemde demir halatlar vardı sanki, tek tek, yavaş yavaş koptuklarını duyuyordum. Üzerimdeki adamın ağırlığından nefesim bağırmaya yetmiyordu. Cansız bir inleme
Read more.
Yolların Başlangıcı – Amin Maalouf
Yolların Başlangıcı sürgündeki yazar Maalouf’un tek yurduna, ailesine adadığı bir aşk şarkısı… Maalouf’un kitaplarını her zaman çok severek okudum.. Semerkant,
Read more.
Benim Adım Kırmızı – Orhan Pamuk
Orhan Pamuk kitaplarını genel olarak severim (arada gereksiz olduğunu düşündüklerim olsa da.) Ama dilinin ağır olduğunu da itiraf etmeliyim. Kitaba
Read more.
Parfümün Dansı – Tom Robbins
“Pancar, sebzelerin en keskinidir. Turp, elbette ki daha ateşlidir ama turpun ateşi soğuk bir ateştir. Hoşnutsuzluğun ateşidir yoksa ihtirasın değil.
Read more.
Yakup’un Renkleri – Lindsay Hawdon
Yakup (Jakob) bir çingene çocuğu, yarı roman, yarı yeniş…  ——————— II. Dünya Savaşı, Nazi’ler ve Yahudi kampları  ile ilgili farklı
Read more.